2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
Kanun Numarası: 2863
Kabul Tarihi : 21/7/1983
Yayımlandığı R.Gazete: Tarih: 23/7/1983 Sayı: 18113
Birinci Bölüm - Genel Hükümler
Amaç:
Madde 1 - Bu Kanunun amacı; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.
Kapsam:
Madde 2 - Bu Kanun; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hususları ve bunlarla ilgili gerçek ve tüzelkişilerin görev ve sorumluluklarını kapsar.
Tanımlar ve kısaltmalar:
Madde 3 - Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır:
a) Tanımlar:
(1) “Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim,kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.
(2) “Tabiat varlıkları”; jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerlerdir.
(3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.
(4) “Koruma”; ve “Korunma”; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri; taşınır kültür varlıklarında ise muhafaza, bakım, onarım ve restorasyon işleridir.
(1) 17/6/1987 tarih ve 3386 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu Kanuna eklenen ve teselsül sebebiyle Ek Madde 1 olarak numaralandırılan ek madde hükmü gereğince, Kanunun 6, 8, 20 ve 65 inci maddelerinde geçen “Yüksek Kurul, Bölge Kurulları”, “Koruma Kurulları”; 54 ve 62 nci maddelerinde geçen “Yüksek Kurul”, “Koruma Yüksek Kurulu”; “Bölge Kurulu” ise “Koruma Kurulları” ola- rak değiştirilmiş ve gerekli değişiklik madde metinlerine işlenmiştir.
(5) “Korunma alanı”; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alandır.
(6) (Değişik: 17/6/1987 - 3386/1 md.) “Değerlendirme”; kültür ve tabiat varlıklarının teşhiri, tanzimi, kullanılması ve bilimsel yöntemlerle tanıtılmasıdır.
b) (Değişik: 17/6/1987 - 3386/1 md.)
Kısaltmalar:
(1) “Bakanlık”; Kültür ve Turizm Bakanlığını,
(2) “Koruma Yüksek Kurulu”; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunu,
(3) “Koruma Kurulu”; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunu, İfade eder.
Haber verme zorunluluğu:
Madde 4 - Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecburdurlar.
Bu gibi varlıklar, askeri garnizonlar ve yasak bölgeler içinde bulunursa, usulüne uygun olarak üst komutanlıklara bildirilir.
Böyle bir ihbarı alan muhtar, mülki amir veya bu gibi varlıklardan doğrudan doğruya haberdar olan ilgili makamlar, bunların muhafaza ve güvenlikleri için gerekli tedbirleri alırlar. Muhtar, aynı gün alınan tedbirlerle birlikte durumu en yakın mülki amire; mülki amir ve diğer makamlar ise on gün içinde, yazı ile Kültür ve Turizm Bakanlığına ve en yakın müze müdürlüğüne bildirir.
İhbar alan Bakanlık ve müze müdürü bu Kanun hükümlerine göre,en kısa zaman- da gerekli işlemleri yapar.
Devlet malı niteliği:
Madde 5 - Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar- da varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.
Özel nitelikleri dolayısıyla ayrı statüye tabi tutulan mazbut ve mülhak va- kıf malları bu hükmün dışındadır.
Modern defineciliğin teçhizat portföyünde olmazsa olmaz unsurlarında NOKTA TESPİT cihazlarıdır. Konunun yasal boyutunu “YARGITAY KARARI” başladığından okuyabilirsiniz.
Teknolojinin ve bilgini yoğun kullanıldığı çağımızda, definecilik alanında mutlaka teknolojiden faydalanmalıdır. Teknolojinin avantajları yanında dezavantajları söz konudur bu nedenle bilgi+teknoloji birlikte kullanılmadır. Var sayalım elinizde mükemmel bir teknoloji var, Araştırma yapacağınız araziyi tanıyorsanız, iyi
seçememişseniz teknoloji size fayda vermeyecektir, Neyi? Nerede? Nasıl? arayacağınızı bilmeniz gerekir, Bunun için Arkeolojik ve jeofizik biliminde azda olsa bilgi sahibi olunması gerekir.
Piyasada birden çok markaya sahip cihaz ve dedektör satılmaktadır, biz burada marka yerine cihazların can alıcı yönü olan tasarımda kullandıkları malzemeyi öneriyoruz, Bir nokta bulma cihazı;dijital flaş bellekli ve bu belleğe kıymetli metallerin manyetik frenkaslarının yazılı olanları tercih edilmelidir. aksı olan bir cihaz sizi yarı yolda bırakır başarı sağlatmaz.
Definecilikte en ideal arma sistemi ” kamera sistemleridir” bu sistemler hem pahalı hem de başlı başına eğitim alınmasını gerektirir, imkanları olanların bu sistemleri mutlaka kullanmalıdırlar.
Cihaz seçiminde mutlaka cihazların dilinde anlamak yada anlayan birinden yardım almak gerekir, yoksa satın alacağınız cihazla dağlarda çivi ve at nalı toplamaya devam edersiniz. Şunu unutmayınız, cihazlar gömüyü bulmaz, cihazlar sizin bulduğunuz bir takım şüphelerinizi test eder, ve işinizi kolaylaştırır.
Cihazları kullandığınız alan içinde herhangi bir sinyal alamdınız, ancak araştırma alanı içinde yüzeysel olarak belirli nişaneler var, rahat değilsiniz ve halen kafanızda soru işareti var ise o zaman alanı fotoğraflayın, kamera kullanarak alanı kare kare kameraya kaydediniz, elde ettiğiniz görüntüleri defalarca izleyerek çözüme gidiniz, çözemediniz o zaman bu konularda uzmanlaşmış birilerinden yardım isteyiniz.
En güzel yöntem Arkeoloji yöntemlerini kullanmaktır.
1- Kazı alanı mümkün olduğunca geniş tutmak
2- Kazıyı uygun aletlerle yapmak (kepce gibi makinalarla yapmamak)
3- Yanları dik olmalı (90 derece dik olmalı)
4- Çıkan toprağın nereye atılacağı önceden belirlenmeli
5- Çıkan toprak enkazı kazı alanında en az 2 metre ileride tutulması.
6- Kazıdan önce ve sonra alan resimlenmeli,
7- Kazı öncesi kazı alanı5×5 cm kalınlığında 40 Cm uzunluğunda kazıklar çakılmalı ve bu kazıklara ip bağlanarak kazı alanı bir çerçeve içine alınmalıdır.
8- Bir miktar toprak kazıldıktan sonra zemin temizlenmelidir, çünkü bu katman insanoğlu tarafında oluşturduğundan, gömüyü yapanın bıraktığ herhangi bir iz sizi sonuca götürebilir.
Bu anlattıklarımız yasal izin alınmış bir kazı varsayarak anlatmış olduk, yasal olmayan kazı yapmaktan kaçınınız.Bizden uyarılması, hayırlı olsun
Günümüzde olduğu gibi eski medeniyetlerden de cesetler inançlara göre saklanırdı. Bu saklama işi medeniyet ve inançlara göre farklılık göstermektedir.
Bu konuda en basit mezar türü toprağa açılmış bir çukur şeklinde , bazen bu çukurun kenarları taşlarla örülerek bir sandık halinde olabilmektedir.
Eski medeniyetlerde ölüler bazen yerleşim alanı içine gömülürdü, Yerleşim alanı içine gömülen cesetler genelde odaların tabanında yer alırdı. bazende yerleşim alanı içine gelişi güzel yerlere gömerlerdi.
Yerleşim alanları dışına yapılan ölü gömme, toplu mezarlık alanları oluşturulurdu.
Mezar kazılarında öncelikle dikkat edilmesi gereken unsur, kazılacak mezarın hangi medeniyete hangi din mensubuna ait olduğu bilinmelidir. bilinmiyorsa araştırılmalıdır. Mutlaka bir kanaate ulaşılmalıdır. Bu tür mezarlarda pek fazla değerli eşyalar bulunmaz, çoğu zaman boş olurlar, Yani ölü armağanları olmayanlar çoğunluktadır.
Bu alanlara Kazı yapılırken mutlaka deniyimli olmak yada deneyimli birinde yardım almak kazı yapanın faydasına olacaktır.
Bu tür kazılarda dikkatlice üstten alta doğru kazılarak inilmelidir. kazının geniş çaplı olmasına dikkat edilmelidir. Cesede ait kemiklere ratlanınca tam orta yerinde temizlenmeli kemiklerin kırılıp dağılmamasına dikkat edilmeli , ölü armağanları alındıktan sonra kemikler paketlenip en yakın müzeye teslim edilmelidir.
Mezarda çıkabilecek içi toprak dolu kap kacak gibi eşyalar rast gele boşaltılmamalı, içindeki toprak paketlenip incelenmek üzere iligili müzeye teslim edilmelidir.
Yerleşim yerleri dışında toprak üzerinde hiç bir nişanesi olmayan mezarlıkların keşfi çoğu zaman rastlantı şeklinde olmuştur. Böyle bir rastlantı esnasında mezarlık alanı iyice tespit edilmeli, Bunun için:
Bitki örtüsünün farklılaştığı yerde başlanarak 5×5 cm kalınlığında 40 cm uzunluğundaki kazıklar 1×1 metre aralıklarla çakılmalı, ve bu kazıklar ip ile birbirine bağlanmalıdır. Daha sonra 25 MM kalınlığında darbelere dayanıklı 150 cm uzunluğunda T şeklinde bir demir kazık ile iple yaptığımız plan karelerine merkezine çakmalıyız. demir kazğımızın kolaylıkla çakıldığı yer mezardır.
Bu anlattıklarımız yasal izin alınmış bir kazı varsayarak anlatmış olduk, yasal olmayan kazı yapmaktan kaçınınız.
Kazı öncesi yapılması gereken önemli işler, kazının amacı, kazı için uygulanacak yöntem ve ayrıntılı bir program hazırlanması başarının temel ilkesidir.
Kazıya; yasal , parasal ve işgücü şeklindeki sorunlar çözümlenmeden başlanmamalıdır.
Kazı yapılacak alanın toprak ve jeolojk yapısı kazı yapan için bir kaynak halindedir, bu kaynak yazılı bir metin nasıl okunuyorsa öyle okunmalıdır. Çünkü toprak yapısını katmanlarını okumak bu bilgiler tarhsel bilgi niteliğindedir, toprak katmanları iyice okunmazsa kazıda başarı sağnmayacak kadar ciddi bir konudur. Kazıyı yapacak insanın toprak yapısını çok iyi okuyabilecek bir tercubeye sahip olması gerekir,böyle bir tercubesi yoksa mutlaka uzman birinde yardım almalıdır.
Kazı işi kendi başına bir bilim dalıdır. Bu nedenle amaç, ve yöntemleri vardır.
1- Kazılacak alan tabakası çok iyi belirlenmeli ve bulunan tüm özelliklere programa dahil edilmek üzere kayıt altına alınmalıdır. Üzerinde belli bir zaman geçmiş yüzey,açılmış çukur ve benzeri gibi tabakalar insanoğlunun müdahalesi sonucunda oluştuklarında farklılık içerecektir. İnsan tarafından oluşturulan katmanlar üzerinde ne kadar zaman geçerse geçsin orijinal tabakaya göre yımuşak, yine orijinal tabaka bitki örtüsüne göre farklı bir bitki örtüsüne sahiptir.İnsan tarafında oluşturulan katman üzerinde yetişen otlar ana tabakaya göre uzun boylu ve kökleri kalın olur. Bu imceliği ancak bu konuda uzmanlaşmış biri tarafında fark edilebilir. Aradığınız şeyler insan tarafında oluşturlan katman içinde olur aranacak katmanda bu katmandır. bu nedenle katmanlar itina ile incelenmelidir.bBu yöntem kazı biliminin ana öğesidir.
2- İnsanoğlunun müdahalesi sonucunda oluşan tabaka içinde insan oğlunun izleri vardır.rengi yapısı orijinal katmana göre farklılık taşır. Bu nedenle ana katmanla uğraşıp zaman ve maliyet kaybına neden olmamak yararınıza olacaktır.
3- Tabaka katmanları aşağıda ki izlenmelidir.
A)- Zamanla en üste kendiliğinde oluşan katman
B)- Kamufle katmanı
C)- Sertleştirilmiş, çamur,kil kum yada taş gibi katman
D)- Çukur duvarları
E)- Orijinal katman (ana katman)
Definecilik ve arkeolojide kazıya başlamadan önce ilk çalışması yüzey araştırması yapma ve bulduğu bulguları değerlendirme işidir.
İnsanlar yaşadıkları topraklarda iz bırakırlar, orijinal doğaya yapılan her bir müdahale bir iz bir tabaka oluşturur.Bu tabakaların üzerinde ne kadar zaman geçerse geçsin orijinal doğaya göre farklılık oluşturur. Bu farklılıklar aşağıda anlattığımız şekillerde anlaşılır.
müdahale edilmiş ve orijinali bozulmuş tabaka üzerinde yetişen bitki boyları sap kalınlıkları, köklerin kalınlıkları orijinal tabii katmana göre farklı olur. yumuşaktır kolay ve rahat kazılır. Yine insanlar tarafında müdahale edilmiş kayaların yüzeylerinde oluşan yosun tabakası açık renkli ve gençtir.
Şahıs gömüleri ve kaya mezarları direkt olarak kaya içine yapıldığından kayaların yüzeyinde oluşan farklı tabakaları titizlikle incelenmelidir. bu tür yerlerin sonrada kapatılan kaya etrafında kirli beyaz yada yeşilimtırak renkte bir katman oluşur.
Yer altına gömülen muhtelif maddenler (altın hariç) zaman içinde yanar ve olarak gaz oluşturur, bu gaz yer yüzüne çıkmak için üst katmanları zorlar ve katmanın zayıf noktasına sızarak atmosfere dağılır, bu tür gazın sızdığı yerde bitki tabakası farklı olur, ya ot yetişmez, toprak yapısı çorak gibi dir, ya erken sararır, erken kurur kurumasa bile renkleri sarıya yakın yeşillikte olur.
Kışın karın lapa lapa yağdığı zaman yüzeysel araştırma yapmak çoğu zaman başarıya götürür.Toprak yüzeyine sızan gaz karın erken erimesine yada kar tutmamasına neden olur. kar tutsa bile kendi çevresine göre geç tutar erken erir,
Doğal tabakaya göre farklılık oluşturan her bir tabaka bulgu birer ip ucudur, bu ip uçlarının sağlıklı bir biçimde değerlendirilmesi gerekir.
Görüldüğü gibi definecilik kolay bir iş değil,bilgi tercube ve titiz bir çalışma ister, bu nedenle araştırma yapılan alanlar üzerinde orijinal doğaya aykırı olan, insanların müdahalesi sonucunda oluşan katmanlara odaklanmalıdır.
Tarımsal etkinliğe ve doğa Afetlere uğramamış üst tabakaların üzerinde binlerce yıl geçse dahi insanın orijinal tabakalara bıraktıkları iler kaybolmaz. Ancak bu durum tepe eteklerinde ve yoğun bitki örtüsüne sahip alanlar için ilk bakışlarda insan izlerini bulmak mümkün olmayabilir, bu sorunu jeofizik yöntemlerle sonuç alınabilir.
Bir röntgen çekilişini andıran planlı çalışma ile sonuca erken gidilir. Bu nedenle araştırmaya tabi tutulan alanın değişik yönlerden resimlenmesi,alan içinde en ufak bir ayrıntının gözde kaçırılmaması,toprak katmanları hakkında bilgi edinmek için 50X50 Cm genişliğinde 50�100 Cm derinliğinde KLAVUZ SONDAJ çalışması alan hakkında net bilgiler verecektir.
İster yüzey isterse kılavuz sondajlardan elde edilen bilgiler birer sözlük ve kılavuz niteliğini taşır. Sözlük anlaşılır olmadıkça da hakkıyla kılavuzluk yapmayacağı kesindir.
Kılavuz sondajların yanları 90 derece dik olmasına itina gösterilmelidir. Kılavuz sondajlar bir Girit plan (plan kare) kazı sisteminde çapraz atlama şeklinde olmalıdır. Şöyle ki; kazı alanımızı 100 metre kareye indirdik. Bu alana 2×2 metre Aralıkla 50X50 cm şeklinde kareler oluşturup, bu oluşan kareleri in alana göre çaprazlama şeklinde olacaktır. Her açılan kılavuz sondajda elde edilen bilgiler kaydedilecektir. Böylece hem yüzeysel hem de kılavuzlardan elde edilen bilgiler birleştirilip değerlendirmeye tabi tutulacaktır.
Kılavuz sondaj sistemi insandan alınan kan örneğine benzer tüm vücut hakkında bilgi verir.
Araştırma alanı zemini ana kaya ise, elimize 2 kilogramlık balyoz alıp, anakaya ya vurup yankılarını dinlemeliyiz.
Önemli nokta alanımız içinde birbirine yaslatılmış iri kayalar olabilir, bu kayalar üzerinde yoğunlukla çalışmalıyız. Bu tür kayaların iriliği gözümüzü korkutmasın, bunlar insan gücü ile değil hayvan gücü ile taşınıp giriş kapatılmış olabilir.
Bu itibarla, defineci, dikkatli, itinalı bilimsel metodlar içinde ön araştırmasını tamamlamalıdır. Aynen bir röntgenci gibi, araştırma alanını röntgenleyecek, elde ettiği verileri bir laboratuar yöntemi ile tahlil edecektir. En ufak bir ayrıntı birçok zaman başarısızlığa neden verebilir.
Definecilikte kullanılana 10 altın değerindeki kurallar
1- Ön araştırma ve kazı işlerinde arkeolojik metodlardan faydalanmak.
2- Toprak yapı ve katmanlarını tanımak için Jeolojide faydalanmak
3- Ele geçen eserin hangi çeşit madende yapıldığını yada hangi kıymetli taş kullandığını anlamak için Madencilik Dalında faydalanmak.
4- Araştırma ve kazı maliyet bilançosunu çıkartmak
5- Gerek kayalardaki figüranlarda gerekse elde edilen tarihi eserleri tanımak için Sanat Tarihi ve Medeniyetler Tarihinde faydalanmak.
6- Kazı bir amelyata benzer, toprağı nejterlemeden önce yüzeysel verileri iyi bir şekilde tahlil etmek.
7- Sonuca daha erken ulaşmak için teknoloji kullanmak.
8- İşaret, figüranlar alfabe ve matematik kurallarında oluşur. İşaretlerini dilini öğrenmek uzunluk derinlik ölçümlerinde matematiğin uzunluk birimlerinde, Kaya mezarları, tümülüsler, şahıs gömüleri bir takım kuralları çözmek için geometride faydalanmak.
9- Halk biliminde faydalanmak
10- Antik toplumların dinsel ve etnik yapılarını hareketlerini öğrenmek için Dinler Tarihinden faydalanmak
